Baslangic.com

İnternete başlangıç noktanız!

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Nasıl yapsak?

E-posta Yazdır PDF

Taraf gazetesinde 25 07 2008 tarihinde çizgi romanlardan sinemaya uyarlanan filmler ile ilgili bir eleştiri. bu filmlerin sahip olduğu klişeler vs.

Nereye baksanız, onları görüyorsunuz. Çeşit çeşitler ama temel tarifleri aynı. Ne renk olurlarsa olsunlar, ne giymiş olurlarsa olsunlar hepsi süper kahraman. Üstelik de sinema salonlarının yaz aylarındaki en hatırlı misafiri onlar. Hollywood’daki yaratıcı şahıslar, onlara doymak bilmiyor. Batman de bu kahramanlardan biri

 Bu hafta Batman: Kara Şövalye haftası. Kendisi, önümüzdeki yılların yaz aylarını besbelli birlikte geçireceğimiz bir süper kahraman olduğuna göre mesele yok diyelim. Ama sahiden de yakın gelecekte çeşitli mutantların, kaslı adamların, jet hızıyla koşan, duvara tırmanan ya da uçanların eşliğinde geçeceğine göre, bari süper kahraman filmleri iyi olsa diyoruz. Peki ama nasıl? Böyle bir film yapmaya niyetliyseniz eğer, erbabına göre, beş temel ve basit kural var. Bunları becerdiğinizde, süper kahraman filminiz de sizi mahçup etmez.

DOĞRU YÖNETMENİ BULUN • Uygun adaylar nispeten genç yaşta olmalı, janra daha önceden ilgi duymuş kişiler (Sam Raimi, Guillermo del Toro) ya da fevkalade zekice neo-noir’lar yapanlar (Bryan Singer, Christopher Nolan) tercih edilir. Benzer tecrübeleri olmayan ya da yetersiz olan yönetmenlerden kaçının. Ayrıca mümkünse yönetmenlerinizin St. Elmo’s Fire (Joel Schumacher) ya da Fransa (Pitof) ile bir ilgileri olmasın. Öte yandan bazı ünlü yönetmenler de (Tim Burton, Ang Lee) kendi bildiklerini yapıp kendi üsluplarını janra taşıyarak sorunlara yol açabiliyor. İnanın, yönetmen gerçekten önemli.

DOĞRU YILDIZLARI BULUN • Birinin, hepimizin içindeki kahramanı “Spider-Man”in Tobey McGuire’ı kadar rahatlıkla canlandırması zor. Hellboy, Ron Perlman için yapılmış olmalı. Christian Bale’de ise Bruce Wayne’e yakışacak asil hava ve Batman’a uygun kararlı bir çene var. Ayrıca Patrick Stewart ve Ian McKellen’ın başdüşmanı olarak filmde bulunmaları da işe yarıyor. Hele kahramanımız Avustralya’nın medar-ı iftiharı Hugh Jackman ise. Aynı ülkeden Eric Bana Hulk‘ta başarılı olamadı. Jessica Alba da Fantastik Dörtlü / Fantastic Four‘da, ancak o başarısızlığını kötü oyununa borçlu. Daredevil‘den Ben Affleck ise kararlı bir çenenin her zaman işe yaramadığının bir kanıtı.

TRAJEDİLERDEN KAHRAMANLAR YARAT • Pelerinli ve dar pantolonlu şahısların, insanlar kâğıdı kalemi ele aldığından beri iki klasik hikâyenin sınırları içinde at koşturuyor olmalarının bir anlamı var. Annesiyle babasını ya da onu evlat edinen çifti yitiren kahraman (Superman, Batman, Spider-Man, Daredevil) ve toplum dışına atılmış biri olarak yaşayan kahraman (Hulk, Hellboy, X-Men). Süper kahraman olmayan bizler, süper kahramanlarımızın mutlu olmalarını çekemiyoruz.

SÜPER GRUPLARDAN UZAK DUR • Bu kuralın istisnası X-Men. Bu bir matematik meselesi. Uçan ya da gözlerinden lazer ışınları fışkırtan bir adama inanmak yeterince zordur. Yanına süper güçlü birini daha koyarsanız, işin aptallık derecesi artar. Bir müfreze süper arkadaş da marifetleri ne olursa olsun, durumu kurtarmaz. Bunun başlıca örneği de Fantastik Dörtlü. Gerçi Batman & Robin de fena değildir. Batman, Robin, Batgirl, Poison Ivy ve Mr. Freeze kombinasyonunu hatırlasanıza.

ÖZGÜN YAPITTAN UZAKLAŞMAYIN • Marvel Comics’ten Stan Lee ile DC Comics’i yaratan beyinler ne yaptıklarını biliyorlardı. Yoksa onlarca yıl sonra da çuval çuval para kazanıyor olmazlardı, değil mi? X-Men ve Spider-Man filmleri köklerine bağlı kalmanın faydasını görürken başka filmlerin aslından uzaklaşması hayırlı sonuçlar doğurmadı.

Son Güncelleme ( Pazar, 27 Temmuz 2008 23:04 )  

Üye Girişi

Online Üyeler

Hiç